External Publication
Visit Post

Ölümü Öğrenen Makine: Gazze’de Yapay Zekanın Kanlı Eğitimi

Ahmet Çadırcı February 27, 2026
Source

Tarih boyunca sömürge projeleri kendini meşrulaştırmak için bir söyleme ihtiyaç duymuştur. Kimi zaman “uygarlık götürüyoruz” denmiş, kimi zaman “kalkındırıyoruz”, kimi zaman da “insani yardım yapıyoruz.” Bugün Gazze’de bütün bu söylemlerin en sinsi versiyonu hayata geçirilmektedir: Öldürürken veri toplayan, yerle bir ederken algoritma eğiten, açlığı bir ticari fırsata dönüştüren tekno-insani yardım sistemi.

Buna “21. yüzyılın sömürgeciliği” demek bile yetersiz kalır. Zira geçmişteki sömürgeciler en azından yalnızca hammadde ve toprak çalıyordu. Bugünkü aktörler ise çok daha kıymetli bir şeyi çalıyor: İnsanın acı çekerken ürettiği veriyi.

Palantir: “Kill Chain”den Yardım Konvoyuna

Amerikan teknoloji şirketi Palantir’in hikâyesi başlı başına bir skandaldır. CIA’nın girişim sermayesi kolu In-Q-Tel tarafından fonlanan, milyarder Peter Thiel tarafından kurulan bu şirket; onlarca yıldır ABD ordusunun, ICE’ın ve çeşitli istihbarat servislerinin en kritik veri altyapısını yönetmektedir.

Ocak 2024’te, Gazze’de katliam üç aydır sürerken, Palantir İsrail ordusuyla “stratejik ortaklık” imzaladığını duyurdu. Yönetim kurulu toplantısını Tel Aviv’de, “İsrail ile dayanışma içinde” yaptı. Şirketin kendi ifadesiyle: “Hedef belirleme ve hedef imha eşleştirmesini sorunsuz biçimde entegre eden, yapay zeka destekli kill chain.” Yani Türkçesiyle: İnsan öldürmeyi hızlandıran ve otomatikleştiren bir sistem.

Peki bu şirket bugün ne yapıyor? Gazze’ye girmeye çalışan insani yardım konvoylarını takip ediyor.

Üç diplomatik kaynağın Drop Site News’e doğruladığına göre, Palantir’in bir temsilcisi ABD öncülüğünde kurulan Sivil-Askerî Koordinasyon Merkezi’nin (CMCC) operasyon odasında sürekli olarak bulunmaktadır. İnsansız hava araçlarıyla izlenen konvoy verileri bu temsilci aracılığıyla Palantir’in sistemlerine entegre edilmektedir.

Duyduğunuzda doğru anladınızdan emin olmak için bir kez daha okuyun: Dün Gazze’de bombalama hedeflerini optimize eden aynı şirket, bugün Gazze’ye yardım ulaştırma operasyonlarını yönetiyor.

Verinin Ölümle Kardeşliği

Palantir’in iki temel platformu olan Gotham ve Foundry birbirine entegre çalışır. Gotham askerî hedefleme içindir; Foundry ise tedarik zinciri yönetimi. Şirketin kendi belgelerine göre bu iki sistem arasında veri eşitleme özelliği mevcuttur: Foundry’ye girilen sivil veriler, Gotham’ın askerî hedefleme matrisine anlık olarak aktarılabilir.

Bu teknik gerçeği bir an için düşünelim: Hangi yardım kamyonunun nereye gittiği, hangi bölgelerin ne kadar nüfus barındırdığı, yardım dağıtım güzergâhları… Tüm bu bilgiler teorik olarak —ve belki pratikte de— bombalama kararlarını optimize etmek için kullanılabilir.

Eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, bir Palantir yetkilisiyle olan konuşmasını şöyle aktardı: “Bana dedi ki: ‘Bombalar düşerken biz parti yapıyorduk.’ Çünkü Gazze gibi yoğun nüfuslu, yoğun şiddet uygulanan bir ortamın ürettiği veri, yapay zeka modellerimizi eğitmek için altın değerinde. Ne kadar bombardıman, o kadar iyi eğitim.’”

Varoufakis haklı bir tespitte bulunuyor: “Tarihte ilk kez bir halkın soykırıma tabi tutulurken çektiği acı, bir şirketin sermayesine doğrudan katkı sağlıyor. Bu acı, başka coğrafyalarda satılacak ticari ürünlere dönüştürülüyor.”

Bu cümleyi Türkiye’den okuyanlara sormak gerekir: Henüz bu gerçeğin ne kadar büyük ve sistematik bir vahşet olduğunu tam anlamıyla sindirebildik mi?

STK’lar Kovuluyor, Şirketler Yerleşiyor

Gazze’deki bu teknokratik kuşatmanın öte yüzünde ise kadim bir sömürge taktiği yatıyor: Alandan bağımsız aktörleri temizlemek.

1 Mart 2026 itibarıyla İsrail, Doktorlar Sınır Tanımaz, Oxfam, Norveç Mülteci Konseyi ve onlarca bağımsız insani yardım kuruluşunu Gazze’den yasakladı. Dayatılan kayıt şartları, çalışanların kişisel bilgilerinin İsrail makamlarına teslim edilmesini zorunlu kılıyor. Bu, sahada çalışan Filistinli personeli doğrudan hayati tehlikeye sokmaktan başka bir anlama gelmiyor.

Kovulanların yerine kimler geliyor? Samaritan’s Purse ve GAiN gibi Hristiyan misyoner grupları. Ve elbette Palantir gibi teknoloji şirketleri. CMCC’de, insani yardım aktörlerinin eskiden oturduğu koltuklara artık Safe Reach Solutions ve Arkel International gibi ABD’li askerî müteahhitler oturuyor.

Bu tablonun tercümesi açıktır: Gazze’de yardım artık “ihtiyaç” ilkesiyle değil, “faydalı nüfus” mantığıyla dağıtılacak. Yani yalnızca “Yeni Gazze” projesine uyum sağlayacak, belirlenen bölgelere taşınmayı kabul edecek, siyasi sessizliği seçecek Filistinlilere ulaşacak.

Teknokratik Bir Sömürge Mimari

Meselenin daha da trajik boyutu, bu yapının savaş döneminde inşa edilen geçici bir mekanizma olmadığıdır. “Barış Kurulu” toplantılarında gündeme gelen projeler bunun kalıcı bir sistem olduğunu gösteriyor.

Milyarder gayrimenkul yatırımcıları Gazze sahilini “Akdeniz Rivierası”na dönüştürmeyi hayal ediyor. Apollo Global Management CEO’su Gazze’nin “üretken varlıklarını” tek elde toplamaktan söz ediyor. Ve tüm bu planların operasyonel merkezi, GHF’nin eski deposunun —yardım dağıtımında 2.600’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği o yerin— içinde kuruluyor.

Tarih tekerrür ediyor; ama bu sefer çok daha rafine, çok daha teknolojik ve çok daha görünmez bir biçimde.

Türkiye Ne Yapmalı?

Bu soruyu sormak şart, zira Türkiye bu meselenin yalnızca bir izleyicisi değildir; tarihin, coğrafyanın ve vicdanın çağrısıyla aktif bir taraftır.

Palantir ve benzeri şirketlerin Türkiye pazarındaki faaliyetlerini sorgulaması ve bu teknolojik soykırım altyapısının uluslararası meşruiyet zeminini tartışmaya açması artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.

BM Özel Raportörü Francesca Albanese’nin sözleri bu noktada son derece açık: “Palantir gibi şirketleri içeren bu kâr odaklı paralel sistem, İsrail’in hukuk dışı davranışlarıyla zaten ilişkilendirilmiş durumdadır ve ancak bir canavar olarak nitelendirilebilir.”

Canavarın adını koymak gerekiyor. Yapay zekayı insanlığın hizmetine sunmak yerine, yapay zekayı bir halkı yok ederek eğitmek; bugün Gazze’de yaşanan budur. Ve bu suça ortak olan her devlet, her şirket, her kurum tarih önünde hesap vermek zorunda kalacaktır.

Bilgi güçtür. Suskunluk ise suç ortaklığıdır.

Discussion in the ATmosphere

Loading comments...