{
  "$type": "site.standard.document",
  "bskyPostRef": {
    "cid": "bafyreiaypnwbunorhi77fwsonbzy76tgbhdyjxpqqmiftrsswrthgh3xe4",
    "uri": "at://did:plc:k5suve3y7owkacozqoua4slj/app.bsky.feed.post/3mnewrnhj44e2"
  },
  "coverImage": {
    "$type": "blob",
    "ref": {
      "$link": "bafkreigk2jjngvzntl4wucgdjmng7lkllfidktji2nbj36wnvaljkxohlq"
    },
    "mimeType": "image/webp",
    "size": 771886
  },
  "description": "İç karardığında, öfke kabardığında, kafa bulandığında, umut solduğunda devam edebilmek için insanın elinden ne gelir? Kişisel sakin kalma kılavuzumu takdimimdir…",
  "path": "/sakin-kalma-kilavuzu/",
  "publishedAt": "2026-06-03T10:49:38.000Z",
  "site": "https://www.fayn.press",
  "tags": [
    "göre",
    "İndeksi",
    "röportajı",
    "geviş getirme sendromu",
    "Abonelik seçeneklerini inceleyin",
    "derlediği",
    "Subscribe now"
  ],
  "textContent": "Sakin kalmak için yazıyorum şu an.\n\nŞu hayatta aradığım şey, mutluluk, uzun yaşam, ruh ikizim, şan, şöhret, para falan değil; inşa etmeye çalıştığım insan olmaya devam edebilme gücü.\n\nDünya, beni de herkes kadar zorluyor, yolumdan çıkarıyor; öfke, umutsuzluk, sevgisizlik, değersizlik ve çaresizlikle örülü, 21. yüzyıl insanlarıyla tıkış tıkış dolu bir labirentte haritasız yürümeye zorluyor.\n\nUzunca bir zamandır en çok ve en kolay yaptığım şeyler bile zor geliyor. Bu durumla başa çıkabilmek için yazıyorum şu an. Sakin kalmak için; aklımı başımda tutabilmek ve labirentin kabataslak bir haritasını çıkarabilmek için…\n\nSükunet, hileli ve şahane bir kavram. Formülünde sessizlik, sadelik, yavaşlık gibi malzemeler varmış gibi görünüyor. Ama freni patlamış, artan bir ivmeyle dönen bir atlıkarıncanın üzerinde, neşeli bir plastik ata tutunmuş çığlık atarken de sükunet içinde yaşama ihtimali var. Sanırım sükuneti, her koşulda bir çözüm _(bulma değilse de)_ arama iradesine sahip zihin durumu diye tanımlamayı tercih ediyorum.\n\nBu yazıya ve diğer şeylere devam edebilmek için bu fikre tutunacağım.\n\n## Geviş getirme sendromu\n\nÖncelikle yalnız olmadığımı biliyorum. Bu iyi ama biraz acıklı bir başlangıç.\n\nDünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre dünya üzerinde yaklaşık 332 milyon insan depresyondan muzdarip; kadınlarda depresyon görülme oranı erkeklere göre 1,5 kat fazla. Depresyonun 2030 yılında dünyanın başına dert olacak hastalıklar listesinde ilk üçe gireceği öngörülüyor.\n\nHer zaman hastalık düzeyine varmasa da çağımız insanının gittikçe daha çok mutsuz olduğu da ortada. Bizim memleket de bu konuda başı çekiyor. İpsos Araştırma Şirketi’nin 30 ülkeyi kapsayan 2024 tarihli Global Mutluluk İndeksi’nde 2011’den bu yana mutluluk oranları _(yüzde 89’dan yüzde 59’a)_ en çok düşen ülke Türkiye.\n\nKüresel mutsuzluğun günahını büyük ölçüde siyasal ve ekonomik karar alıcılara ve bu kararları yürütücülere yüklemekte beis görmüyorum. Böylece ellerimi ve vicdanımı temizleyip bu işten sıyrılabileceğimi düşünecek kadar saf da değilim. Ama uzatmayacağım, zira bu başka bir yazının konusu…\n\nHerkese bir tanı koyup her derde deva bir ilaçla taçlandırmak da bana düşmez. Sağ olsun Aslı Ortakmaç’ın Doç. Dr. Murat Yalçın’la röportajı bunun sorumluluğunu ve risklerini kibarca hatırlatıyor zaten. Yakın zamanda değerlendirmeye başladığım kişisel sakin kalma tekniklerimi temkinli bir şekilde paylaşmakla yetineceğim.\n\nBu yazı için masaya oturduğumda keşfettiğim “geviş getirme sendromu” _(ruminate syndrome)_ ve başa çıkma yolları, kişisel tekniğimin çok da yanlış olmadığını işaret ediyor.\n\nGeviş getirme sendromu için, dönüp dönüp aynı düşünceleri kafada çevirme, uyku kaçıracak kadar aşırı düşünme ve sonuçta kısır bir döngüye hapsolma tanımı yapılabilir.\n\nBu sıkıntılı durumun kaynağı bireysel kabul ediliyor. 1980’lerde adı konan “düşünsel geviş getirme” duygu durumu, anlaşılan 40 yıl sonra bir devletin yaşadığı ve vatandaşlarına yaşattığı bir ölçeğe evrilmiş olabilir. Gördüğüm kadarıyla bu konuda ülke ölçeğinde teşhis koymaya yetecek kapsamlı bilimsel araştırmalar yapılmış değil tabii henüz…\n\nŞimdilik popüler bilim sitelerinde, bireysel bazda geviş getirme döngüsünden çıkmak için aklını başka şeyle oyalamak, konumunu değiştirip sevdiğin bir yere gitmek, sakinleşme teknikleri kullanmak, bir arkadaşına takılmak, geviş getirmek için özel ve sınırlı bir saat belirlemek gibi öneriler bulunuyor. Daha kökten döngü kırma tavsiyeleri için aslında büyük bir külliyat mevcut ama o da bunu yazının konusu değil. Ben bugün için yola devam edecek kadar sakinleşmeye çalışmanın yöntemlerine bakıyorum.\n\nfayn'a abone olun\n\nTürkiye'de nitelikli ve bağımsız gazetecilik ancak okuyucuların desteğiyle mümkün. Siz de şimdi Fayn'ın ücretli aboneleri arasına katılarak topluluk odaklı gazetecilik modelimizi destekleyin, tüm içeriklerimize sınırsız erişin ve abonelere özel topluluk etkinlikleri için davetiye alın. Abonelik seçeneklerini inceleyin_****.****_\n\n## Evde tek başına\n\nTekrarlayan hareketlerin zihnin arka planda rahatsız edilmeden çalışmasını kolaylaştırdığı malum. Mutfak ve ev temizliği faaliyetlerinin büyük ölçüde faydası oluyor. İrmik helvasını uzun uzun karıştıran ya da hamur yoğuran insanda sinir stres kalmıyor gerçekten. Elbette eş zamanlı olarak telefonunuzda dünyanın şiddet ve açgözlülük yüklü gündemini dinlemiyorsanız… İğne oyası, fayans tamiri, badana yaparken de bir yandan haber dinliyorsanız, emeğiniz hep boşa gidiyor.\n\nSanırım aklımı en kolay sonu olmayan, tekrarlamaya dayalı, taşları düşürmeli, meyveleri patlatmalı bilgisayar oyunlarıyla dağıtıyorum. Aslen strateji ve inşa oyunlarında çok iyiyimdir ama onların sorunu, bitirene kadar günlerce bilgisayar başında oturmam gerekmesi. Yani çözüm olasılıklarını gözden geçirebileceğim bir zihin açıklığından çok, kaçış fırsatı yaratıyorlar. Bazen kaçmak da iyidir elbette ama yeri ve zamanı değil…\n\nBağımlılığa yatkınlığımı fark ettiğimden beri yalnızca evde ve bilgisayarda çok eski moda bir oyunla kendimi sınırladım: Mahjong. Oynarken dış dünyayla bağlantımı koparıp kafamın derinliklerini kemiren düşüncelerimi çağırıyor ve evirip çeviriyorum. Bir tür meditasyon oluyor ama bazen ben oyunu değil de oyunun beni oynamaya başladığını; kendimi yapay bir döngünün içine sokup gerildiğimi ve bunaldığımı şaşkınlıkla fark ediyorum.\n\nDijital aleme kaçışın tek ayağı oyun değil. Demandsage’in derlediği istatistiklere göre ekran karşısında geçirilen zamanın dünya ortalaması 2025’te 6 saat 54 dakikaya çıkmış. Bu süre yaş, cinsiyet ve ülkeye göre değişiklik gösteriyor elbette.\n\n### This post is for subscribers only\n\nBecome a member to get access to all content\n\nSubscribe now",
  "title": "Sakin kalma kılavuzu",
  "updatedAt": "2026-06-04T08:10:56.891Z"
}